Milattan yaklaşık 50 - 60 yıl öncesini hayal edin... Bütün ihtişamıyla Avrupa' nın göbeğinde giderek büyüyen bir Roma İmparatorluğu... Ve İmparatorluğun başında adını tarihe yazdıracak bir efsane lider SEZAR...
Her büyük imparatorluğun kaderi olan ve bir takım entrika ve ihtiraslara kurban giden Roma İmparatorluğunda her şey, SEZAR' ın büyüklüğünü kendine yediremeyen bir takım derin devlet adamlarının, SEZAR' ı içten çökertme planları yapmasıyla başlar. Amaç tahtın sahibi olan SEZAR' ı bir şekilde tahtan indirerek yerine kendi adamlarını yerleştirmek ve Büyük Roma İmparatorluğu' nün sahip olduğu gücü dilediklerince yönetmektir. Yaşanacaklar son hadde gelmeden bir kaç gün önce İmparator SEZAR sağ kolu olan ve aynı zamanda ordusunun komutanı konumundaki AGRIPPA' yı Germen - Roma sınırındaki zulümcü Barbar German eşkıyalarını yok etmesi için ülkenin en kuzeyine gönderir. AGRIPPA ve ordusu görevde iken, imparatorluğun göbeğinde beklide tarihin en büyük olaylarından biri olur. SEZAR' ın sağ kolu olan BRÜTÜS derin devletin kandırışlarına gelerek lideri SEZAR' ı arkadan hançerleyerek öldürür. Ve bu sayede kendini kitaplara kazıyan o tarihi söz İmparator SEZAR' ın dudakları arasından dışarı süzülür..."Et tu Brute" = "Sende mi BRÜTÜS..." 
ONURLU BİR ASKERİşte filmin koptuğu nokta tamda burasıdır. SEZAR' ın hain bir cinayete kurban gittiğini halka anlatacak olan kötü adamlar, halkı kandırmak için her şeyi kılıfına uydurarak güzel bir senaryo hazırlarlar. SEZAR' ın defni sırasında katil açıklanır. Seçilen sözde katil VISPANIUS adında yaşlı bir adamdır. Halk buna inanır, kurallara göre karısı yakılır ve yaşlı VISPANIUS hapse atılır. Buraya kadar her şey yolunda gidiyor gibi gözükse de ters giden tek bir şey vardır. Katil olarak seçilen adam ve öldürülen kadın rahmetli SEZAR' ın sağ kolu olan ordu komutanı General AGRIPPA' nın ailesinden başkası değildir... Olay kısa sürede AGRIPPA' nın kulağına gelir ve tarihin akışı yeniden değişmeye yüz tutar.
BU BABAM İÇİN, BU ANAM İÇİN... Oyunumuz tek bir kurgu üzerinden devam eden iki farklı hikayeyle devam ediyor. Bir tarafta babasını hapisten kurtarmak ve annesinin öcünü almak için komutanlığını bırakıp gladyatör olan ve babasını bulabilmek uğruna esareti seçen asker AGRIPPA, diğer tarafta da sivil hayatta General AGRIPPA' nın en yakın dostu olan genç kardeşimiz OCTAVIANUS... AGRIPPA ile ölüm kalım savaşlarına girerek arena arena, hapis hapis babamızı ararken, OCTAVIANUS ile sivil hayattaki olayları çözüp cinayeti aydınlatmaya çalışıyoruz. Konusu biraz olsun uzaktan GLADYATÖR filmine benzese de size vereceği haz gerçekten mükemmelin ötesinde olacaktır. İntikam ateşiyle yanan onurlu bir askerin sahip olduğu her şeyden vazgeçip babası için esir hayata düşmesi ve hayatta kalma mücadelesi vereceği oyunumuzda birbirinden farklı savaşçılarla birbirinden farklı arenalarda dövüşeceğiz. Başarılı geçen her dövüşün ardından halkın desteğini de arkamıza almamızla giderek daha da güçlü bir savaşçı haline geleceğiz. 
AŞK, İHTİRAS, ENTRİKA ve KAN !!! Oyunun yapımcısı CAPCOM bana göre en iyi oyun firmalarından biri. Birçok oyununda başarıyı yakalamış olan CAPCOM bana göre bu oyunda da çıtayı yükseklere taşımış. Oyunun konusun yanı sıra oynanabilirliğide bizi kendine fazlasıyla bağlayacak kapasitede. Bir gladyatörün arenalarda yapabileceği her şeyi yapabiliyoruz. Zaman zaman yumruklarımızla zaman zaman da kesici aletlerle düşmanlarımıza saldırabiliyoruz. Vurduğumuz darbenin şiddetine göre düşmanlarımıza zarar görüyorlar. Kimi darbeyle omzu, göğsü, yüzü gözü kanarken kimi darbeyle de kolu bacağı kopuyor. Hatta her iyi dövüşte halkın desteğini de arkanıza aldığınız zaman, daha çok vahşet görmek isteyen halk size daha kesici aletler atıyor. Ve bunlarla rakiplerinize daha ölümcül darbeler indirebiliyorsunuz. Etraftan bulduğumuz zırhları, miğferleri kuşanabiliyoruz. Zaman zaman yine halktan size gelen et but parçalarıyla beslenip gücümüzü toparlayabiliyoruz. Oyun gerçek anlamda tam bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor kısa zamanda. Sadece insanlarla değil zaman zaman kaplanlarla da mücadele ediyorsunuz. Hatta zaman zaman bir arenada on kişi birbirinize giriyorsunuz. Kimin kime saldırdığı belli değil. Amaç sadece hayatta kalmak.
Oyunda çok ince ayrıntılar var. Özellikle kan öğesi fazlasıyla çok kullanılmış. Mesela yere düştüğünüz zaman üzerinize yaklaşan düşmanın gözüne yerden kum alıp atabiliyorsunuz. Yada silahınız yok ise düşmanın silahını yakalayabilirseniz silah kazanma mücadelesine girebiliyorsunuz... Oyunun grafiklerine gelince bana göre bir PS2 oyununa göre gerçekten çok iyi grafikler. CAPCOM firmasının oyunu olmasıda zaten ayrı bir garanti belgesi diyebilirim. Grafikler ne gerçek görüntü nede çizgi film görüntüsü. Tam bir animasyon kıvamında desem yeridir. Işık, ateş, su, ayı ışığı ve güneş gibi efektler gerçekten çok güzel hazırlanmış. Hatta oyunu ilk oynadığımda ay ışığının kahramanımız AGRIPPA' nın zırhının üstüne vurmasından çok etkilenmiştim açıkçası. Oyun gerçekten kolay bir İngilizceyle karşımıza geliyor. OCTAVIANUS ile sivil hayatta vereceğimiz mücadelemizde bizi çok zorlayacak bir İngilizce olacağını düşünmeyin. Oyun her yönüyle akışkan ve aksiyon dozajı artan bir oyun. Ses konusuna eğinecek olur sakta GLADYATÖR konulu bir oyundan daha fazlasını bekleyemezdik bence.Gerek dövüş sırasındaki müzikler, gerek insan sesleri gerekse efektler oyunla tam bir bütünlük içinde... Bana göre SHADOW OF ROME oyunu PS2 oyun tarihinin en iyi 10 oyunundan biridir.
|