Anno'yu daha önce oynayanlar bilir, basitmiş gibi gözüken konunun arkasında çok derin bir mazinin olduğunu. Aslında maziden ziyade sömürgeciliğin...
kolonilerin başladığı yılları anlatır Anno oyunları. Hikayemiz yine kaldığı yerden devam ediyor. Siz, yani biz yada ben artık her neyse, küçük bir adadan işe başlıyoruz. Bir kolonimiz var koloni gibi de denmez aslında ya işte köy gibi bir yer. Başlangıçta Robinson CROUSE hayatı yaşıyoruz. Tekiz yani anlayacağımız. Amacımız kraliçenin emrinde sahip olduğumuz koloniyi geliştirmek. Unutmayın burası sizin, siz de kraliçenin malısınız. Şehirde yaşayan halkın refahından, giydikleri giyeceklerden, ödedikleri vergilerden, yedikleri yemekten, içtikleri alkolden ( ki ilerde şehre gelecek olan göçmen sınıf sizden şarap, rakı, kımız falan isteyecek) yaptıkları işten, ettikleri ibadetten kısacası onların bütün sosyal aktivitesinden siz sorumlusunuz. Amacımız bununla da sınırlı değil. Sonuçta bu bir ada ve nüfus sürekli artıyor o kadar ilerlediniz ki bir Çin nüfusuna ulaştınız neredeyse. Artık fetihlere başlama vakti geldi demektir. Kurduğunuz donanmayla yeni kıtalar keşfedebilir, yeni adaları sömürebilirsiniz. Diyelim ki adaya sizden önce birleri yerleşmiş. Onları çıkarmak sizin elinizde. Şunu da aklınızdan çıkarmayın adayı gemilerle bombalayabilirsiniz ancak adaya asker çıkarmadan ele geçiremezsiniz. (Amerika gibi olmayı kim ister değil mi?) Çıkartma yaptığınız adada ware house'u ele geçirirseniz diğer binaları ele geçirmenize gerek kalmaz. Köylü veya göçmen sınıf direkt olarak size bağlanır. Oyunun bu özelliği çok güzel düşünülmüş. Biraz serbestlik biraz gerçeklik...  Kontroller, Menü, Sesler ve Grafikler Açılış ekranında her şeyden önce tutorial bölümüne bir göz atın derim. Çünkü yapabileceğiniz şeyleri buradan çok iyi anlayabilirsiniz hem de campaignede çok zorlanmazsınız. Tutoriali bitirince size bir madalya verecek bunu koleksiyonunuza koyabilirsiniz. Oyunun reward kısmında ödüllerinizi takip edebilirsiniz. Diyelim ki tutoriali bitirdiniz, Single Player kısmını da oynamanızda yarar var. Siz Profil Managementten kendi porfilinizi seçip oyuna başlayın. Bu kısmında o kadar ince ayrıntıya değinilmemiş mesela bir the God Father’daki gibi ince ayar yeri yok ama her kişiliğe hitap edecek tip var karakter seçeneğinde. Ne desem mesela kendinizi uzak doğulu gibi hissediyorsunuz bir Çinlimiz mevcut ya da mazeretim var asabiyim ben diyorsunuz o da var, "bizim komşumuz fatma teyzeyi çok seviyorum keşke o olsaydı" mı diyorsunuz? İnanın o bile karakter seçiminde mevcut. Neyse, birini seçip oyuna giriyoruz. Campaigne oynayacağım ben derseniz biraz zorlanırsınız çünkü çoğu şey size yabancı gelebilir tavsiyem şu önce single playerdan neler yapabileceğinize bir bakın, menülere tuşlara alışmaya çalışın bunları yaptıktan sonra campaigne den daha fazla zevk alırsınız. "Peki campaigne'de neler yapıoruz?" Burası sadece görev yeri kraliçe emir verir siz de yaparsınız. Oyun bir eksisini buradan alıyor bence çünkü, görevler çok az olmuş tam oyuna ısındım derken bitiveriyor. Topu topu on görevimiz var. Yine de çok eğlenceli.
Nerde kalmıştık? Oyuna başlamıştık, eeee başlayalım artık. . Sizi bir adaya veriyor, adanız da yetiştirebileceğiniz belli ürünler var mesela bir adada tütün ayçiçeği yetişirken diğer bir yerde kahve ve buğday yetişebiliyor. Adada ne yetiştiği ise ekranın orta üst köşesinde verilmiş durumda. Oradan takip edebilirsiniz. Mesela sizi buğday yetişen bir adaya verdi siz de tütün işleyen bir bina kurdunuz, Konya Demirçelik gibi kalırsınız, işletemezsiniz. Şimdi bir Karadenizli olarak Karadeniz’e muz ağacı ekip yanına da işletmesini kurmanın bir manası yok. Bu gibi ayrıntılara dikkat edin oyun içerisinde.
Başlangıçta kurmanız gereken bir kaç önemli bina var bir kere şehir merkezi kesin kurulacak yazın bir yere onun dışında kurduğunuz piooner binaları da ( köylü, yerli kesim) şehir merkezine yakın olsun ve şunu da aklınızdan çıkarmayın bütün her yeri yani kurduğunuz binaları yollarla şehire, şehirden de denize karşı kurulmuş olan ware house bağlamak zorundasınız. Aynı zamanda ilerde çıkacak olan kiliseye de Pioneer binalarının yakın olması yararınıza. Eğer mesafe uzak olursa halk ödediği vergiden şikayetçi olur bu sırada halkın içlerinden gelen sesleri duyabilirsiniz, isyan istemeyiz değil mi? Ve küçük bir ip ucu daha şehir merkezine ve kilise yakınına kasap, oduncu tütüncü yada ne bilim pamukçu kurmayın bunları doldurmanın bir manası yok! Buralara yerli sınıfı koyarsınız. Kurduğunuz atölyeleri de bir şekilde markete, marketi de bir şekilde şehir merkezine yolla bağlamak zorundasınız. Siz binalarınız kurarken yada ticaret yaparken, arada bir de şehre doğru yaklaşın lütfen grafiklerin tadı başka türlü çıkmaz. O kadar ince ayrıntıya değinilmiş ki adam odunu kesiyor başka biri geliyor odunları alıp markete götürüyor adam odunları bıraktıktan sonra terini bile siliyor hatta eğer geç kalırsa da bizim oduncu bütün işini halletmişse sırt üstü uzanıp bir de cigara yakıp keyif yapıyor. Bu kadar gerçekçi grafikler. Oyunun grafiklerinde en büyük eksiklik bence geminin sancağının geminin gittiği yerin tersine esmesi gerekirken aynı yöne doğru esmesi. Fizik kurallarına meydan okuyor yani.
BAKARSANIZ BAĞ BAKMAZSANIZ DAĞ DA OLUR, PLATO DA. .
Atalarımız bir şey biliyorlar ki söylemişler değil mi ? Kaldığınız topraklar sizin bunu unutmayın orda yaşayanlar da sizin malınız bunu da unutmayın, ne demiştik? Onların yedikleri yemeklerden, içtikleri rakıdan, giydikleri paçavradan, yaptıkları ibadetten siz sorumlusunuz. Mesela kilise diktiğiniz takdirde, vergileri artırırsanız da hemen isyan etmezler yada ayaklanmazlar, biraz süre tanırlar size kilise bağımlılığı artıyor çünkü oyunda yada vergileri azaltırsanız çağ atlamanız hızlanır. Halkın refah seviyesi bu durumda önemli bir yer teşkil ediyor. Bunu şehir merkezindeki heykelden takip edebilirsiniz, eğer heykel parıl parıl sanat güneşi gibi parlıyorsa her şey yolda tuzunuz kuru demektir ha bir baktınız yere oturmuş kılıcını bırakmış işte isyan yaklaştı demek geçici olarak vergileri düşürün derim. Bunu yanında kendinizi de düşünün şunu da unutmayın ki halk ikinci kraliçe birinci planda sizin için tam iflasın eşiğinde iken o tutuyor elinizden yada ne bilim donanmanızı bir deniz savaşında kaybettiniz hadi yine iyisiniz kraliçe bir gemi yolluyor size hem de yelkenli. Arayı iyi tutmaya bakın onunla. Bu ara daha önce söylediğim gibi topraklarınız da her şeyi yetiştiremiyorsunuz, seracılık tabi o zaman daha gelişmemiş ne yapacaksınız? 3 seçenek sunuyorum size ya elinizdekilerle idare edersiniz kuru fasulye pilava talim bu bir... 2 yakın adalara yerleşir orayı da sömürürsünüz yada düşmanlarınızla ittifak kurup onlarla değiş-tokuş, satış-alış yapabilirsiniz.. DEREYİ GEÇENE KADAR İDARE EDİN BİRAZ...
Savaş için acele etmeyin, sizi çok hırpalayabilirler. Oyunun hemen başında bir iki düşmanınızla ittifak kurabilirsiniz hemen barış güvercini uçurun derim hatta mümkünse bir kaç hediye ;bu altın olabilir yollayın hemen savaşmayın şu an sadece sevişin, hemen cenk etmeye kalkmayın. İlk mantığınız bu olsun ha bu ara kraliçeye yollayın yollayabildiğiniz kadar artık güvercin mi uçuruyorsunuz akbaba mı bilmem ama arayı iyi tutun bu size ilerde yol, su, hava gazı, gemi olarak geri döner. Neyse, ittifağı kurmak size ne kazandırır? Biliyorsunuz ki bu denizler babanızın malı değil her an her şey olabilir bir bakmışınız korsanlar sizin ticaret geminize saldırıyor adanız da çok uzak... Ne yapacaksınız şimdi? Doğru dostunuza koşturursunuz geminizi. Diyelim ki dostunuz yok ee denize düşen yılana sarılırmış bu sefer korsana para verin derim... Yoksa işin içinden çıkamazsınız adamların donanması çok!
|